Güngören’de Kentsel Dönüşüm Kabusu: Yıkım Hazırlığındaki 5 Katlı Binanın Çöküşü ve Bitişik Nizam Tehlikesi

Güngören’de Kentsel Dönüşüm Kabusu: Yıkım Hazırlığındaki 5 Katlı Binanın Çöküşü ve Bitişik Nizam Tehlikesi
Güngören'de kentsel dönüşüm yıkımında 5 katlı bina çöktü
Güngören'de kentsel dönüşüm yıkımında 5 katlı bina çöktü

İstanbul’un en yoğun nüfuslu ilçelerinden biri olan Güngören, kentsel dönüşüm çalışmalarının hız kazandığı bir dönemde büyük bir tehlikenin eşiğinden döndü. Merkez Mahallesi Özyurt Sokak'ta kentsel dönüşüm kapsamında yıkım hazırlıkları yapılan 5 katlı bir binanın aniden, kontrolsüz bir şekilde kendiliğinden çökmesi, çevre binalarda büyük bir panik ve hasara yol açtı. Can kaybının yaşanmaması teselli kaynağı olurken, olay bitişik nizam yapıların yıkım süreçlerindeki güvenlik açıklarını ve yapı stoğunun kırılganlığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Bu kapsamlı araştırma dosyasında; Güngören'deki çökme olayının ayrıntılarını, görgü tanıklarının ifadelerini, bitişik nizam yıkımların taşıdığı mühendislik risklerini ve kentsel dönüşüm süreçlerinde alınması gereken yapısal önlemleri tüm boyutlarıyla ele alıyoruz.


İçindekiler

================================================================================
 ÖNEMLİ NOKTALAR
================================================================================
  • OLAY YERİ VE ZAMANI: 14 Haziran 2026, Saat 16:00 sularında İstanbul, Güngören
  • ilçesi, Merkez Mahallesi Özyurt Sokak.
  • NE OLDU?: Kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde kontrollü yıkım hazırlıkları
  • yapılan 5 katlı eski bir apartman aniden kendiliğinden çöktü.
  • HASAR DURUMU: Çöken binanın bitişiğinde yer alan 5'er katlı iki binanın
  • kolonları ve duvarları ağır hasar gördü; alt katlardaki iş yerleri yıkıldı.
  • ALINAN TEDBİRLER: Hasar gören iki binada yaşayan vatandaşlar ve esnaflar,
  • belediye ve emniyet güçlerince acilen tahliye edildi.
  • SIRA DIŞI DETAY: Tahliye edilen komşu iki binanın da kentsel dönüşüm programına
  • dahil edildiği ve yaklaşık 1 ay sonra zaten yıkılacağı öğrenildi. ================================================================================

    Giriş: İstanbul’un Göbeğinde Kentsel Dönüşümün Gölgesinde Bir Çöküş

    İstanbul genelinde yürütülen kentsel dönüşüm seferberliği, depreme karşı güvenli konutlar üretmeyi hedeflerken, mevcut yapı stokunun ne denli kırılgan olduğunu her geçen gün farklı olaylarla hatırlatıyor. Güngören ilçesinde 14 Haziran 2026 tarihinde meydana gelen olay, sadece bir yapının ortadan kaldırılması sürecinin bile ne kadar büyük riskler barındırdığını açıkça ortaya koydu. Kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında tahliye edilmiş ve yıkım aşamasına getirilmiş 5 katlı bir binanın kendiliğinden çökmesi, sadece kendi parselini değil, etrafındaki yaşam alanlarını da doğrudan tehdit etti.

    Bu olay, metropol genelinde devam eden binlerce kentsel dönüşüm şantiyesindeki güvenlik önlemlerini, yıkım ruhsatı süreçlerini ve denetim mekanizmalarını yeniden tartışmaya açtı. İstanbul’un Merkez Mahallesi gibi dar sokaklara, bitişik nizam binalara ve yüksek nüfus yoğunluğuna sahip bölgelerinde gerçekleştirilen dönüşüm projeleri, birer mühendislik harikasından ziyade birer kriz yönetimi sahasına dönüşme riski taşıyor. Sizlerin de yakından takip ettiği gibi, şehir içindeki eski yapıların mukavemetini tamamen yitirmiş olması, her yıkım işlemini potansiyel bir tehlike haline getiriyor.


    Olayın Anatomisi: Merkez Mahallesi Özyurt Sokak’ta Neler Yaşandı?

    Tarihler 14 Haziran 2026 Pazar gününü, saatler ise yaklaşık 16:00'yı gösterdiğinde, Güngören Merkez Mahallesi Özyurt Sokak üzerinde büyük bir gürültü koptu. Kentsel dönüşüm projesi dahilinde yıkılması planlanan ve bu doğrultuda boşaltılarak hazırlık aşamasına geçilen 5 katlı bir bina, dışarıdan herhangi bir büyük iş makinesi müdahalesi olmaksızın, kendi yapısal zafiyetleri nedeniyle aniden yerle bir oldu.

    Çökme anında binanın statik dengesini tamamen kaybetmesi, bitişik nizamda yer alan sağındaki ve solundaki diğer iki binaya doğrudan sirayet etti. Her biri yine 5'er katlı olan komşu binaların taşıyıcı kolonları ve dış duvarları, çöken kütlenin yarattığı yatay yük ve darbe etkisiyle ciddi hasar gördü. Olayın hemen ardından sokağa dökülen mahalle sakinleri, durumu emniyet, itfaiye ve zabıta ekiplerine bildirdi. Güvenlik güçleri kısa sürede sokağı abluka altına alarak yaya ve araç trafiğine kapattı. Yapılan ilk incelemelerin ardından, hasar gören iki binadaki vatandaşlar ve giriş katlarda faaliyet gösteren esnaflar hızla tahliye edildi.


    Görgü Tanıklarının Beyanları: "Deprem Sandık, Göz Gözü Görmüyordu"

    Olayın yaşandığı esnada Özyurt Sokak’ta bulunan esnaf ve mahalle sakinleri, yaşadıkları şoku uzun süre üzerlerinden atamadı. Çöken binanın hemen yanındaki apartmanın zemin katında dükkanı bulunan esnaf İbrahim Şen, olay anında dükkanın içinde olduğunu belirterek yaşadıklarını şu şekilde aktardı:

    "Dükkanı açıp masama oturduğum esnada bir anda çok büyük bir gürültü koptu ve her yer deprem oluyormuş gibi sallanmaya başladı. Can havliyle cep telefonumu alıp kendimi dışarı attım. Dışarı çıktığımda adeta göz gözü görmüyordu, havada devasa bir toz bulutu vardı. Karşı kaldırıma geçip komşumun dükkanına baktığımda, binanın duvarının tamamen içeri göçtüğünü gördüm. Yetkililer hemen müdahale ederek içeri girmemizin kesinlikle yasak olduğunu belirttiler. Bir akademisyenin gelip teknik inceleme yapacağını, duruma göre tahliye ya da doğrudan yıkım kararı verileceğini söylediler."

    Bir diğer bina sakini Bahattin Kuş ise, kentsel dönüşüm kapsamındaki bu eski binaların zaten çok zayıf olduğunu vurguladı. Yeğeninin zarar gören apartmanda ikamet ettiğini belirten Kuş, şunları dile getirdi:

    "Mevcut binanın zaten fiziki ömrünü tamamladığı için yıkılması gerekiyordu. Belediye denetiminde ve anlaşmalı yıkım firması eşliğinde hazırlıklar yapılıyordu. Ancak binanın yapısal ve fiziksel mukavemeti o kadar zayıflamıştı ki, en ufak bir sarsıntıda kontrolsüzce kendi üzerine çöktü ve yan binaları da beraberinde hırpaladı. Yeğenimin hafta sonu üniversite sınavı olduğu için tahliye işlemlerini sınav sonrasına planlamışlardı. Şimdi belediyenin gözetiminde tahliye süreçleri tamamlanıyor."


    Bitişik Nizam Yapıların Mühendislik Çıkmazı ve Yıkım Riskleri

    Özellikle 1999 öncesinde inşa edilen ve mühendislik hizmeti almamış binaların yoğunlukta olduğu İstanbul ilçelerinde, bitişik nizam yapılaşma en büyük risk faktörlerinden biridir. Bitişik nizam binalar, birbirlerine yaslanarak duran ve çoğu zaman ortak duvarları veya çok yakın temel sistemlerini paylaşan yapılardır. Bu tür alanlarda gerçekleştirilen yıkım işlemlerinde, binalardan birinin ortadan kaldırılması, yanındaki binaların yanal destek gücünü kaybetmesine yol açar.

    İnşaat mühendisleri, bitişik nizam yapılarda bir binanın çökmesi veya yıkılması durumunda ortaya çıkan statik değişimleri şu şekilde özetlemektedir:

    1. Yatay Yük Dağılımının Bozulması: Bitişik nizamdaki yapılar, yıllar boyunca birbirlerine rüzgar ve hafif sarsıntılarda yanal destek sağlarlar. Bir binanın aniden ortadan kalkması, yan binaların maruz kaldığı yatay yük dengesini bozar.
    2. Temel ve Zemin Hareketleri: Çöken binanın temeli ile yan binaların temeli bitişiktir. Kontrolsüz bir çökme, zeminde ani oturmalara, kaymalara ve yan binanın temellerinin zarar görmesine neden olur.
    3. Darbe ve Titreşim Etkisi: Güngören örneğinde olduğu gibi, 5 katlı bir binanın kontrolsüz çöküşü sırasında ortaya çıkan kinetik enerji, yan binaların kolon ve kirişlerine doğrudan darbe etkisi yapar. Bu durum, zaten yıpranmış olan betonarme elemanlarda ani kırılmalara yol açabilir.

    4. Güngören’in Yapı Stoku ve Bölgesel Kentsel Dönüşüm İstatistikleri

      Güngören’in Yapı Stoku ve Bölgesel Kentsel Dönüşüm İstatistikleri
      Güngören’in Yapı Stoku ve Bölgesel Kentsel Dönüşüm İstatistikleri

      Güngören, metrekareye düşen insan sayısı bakımından İstanbul’un en yoğun ilçelerinin başında gelmektedir. İlçe, 1980 ve 1990’lı yıllarda yaşanan hızlı ve kontrolsüz göç dalgalarının etkisiyle plansız bir şekilde büyümüştür. Bu dönemde inşa edilen binalarda deniz kumu kullanımı, yetersiz demir donatısı ve kalitesiz beton dökümü kronik bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir.

      2026 yılı itibarıyla Güngören genelindeki yapı stoğunun yaklaşık %70’i riskli yapı kategorisinde değerlendirilmektedir. Güngören Belediyesi ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, ilçede son 5 yılda 12 binden fazla bağımsız bölümün dönüşümü tamamlanmış veya devam etmektedir. Ancak halen dönüştürülmeyi bekleyen binlerce bina bulunmaktadır. Kentsel dönüşüm süreçlerindeki tüm teknik aşamaları ve yasal adımları takip etmek için Sitemap Index.Xml haritasından faydalanabilirsiniz. Bu tür veri tabanları, İstanbul genelindeki riskli alanların ve planlama süreçlerinin şeffaf bir şekilde izlenmesine olanak tanımaktadır.


      Yıkım Güvenliği ve Mevzuat: Kontrollü Yıkım Nasıl Olmalıdır?

      Türkiye'de binaların yıkılmasına dair usul ve esaslar, "Binaların Yıkılması Hakkında Yönetmelik" ile yasal bir çerçeveye oturtulmuştur. Bu yönetmeliğe göre, herhangi bir yapının yıkımına başlanmadan önce detaylı bir "Yıkım Planı" hazırlanması zorunludur. Kontrollü bir yıkım sürecinde şu adımların eksiksiz uygulanması gerekmektedir:

    5. Yapı Analizi: Yıkılacak binanın taşıyıcı sistemi, beton kalitesi ve korozyon derecesi önceden tespit edilmelidir.
    6. Yıkım Yönteminin Belirlenmesi: Yapının durumuna göre iş makinesiyle yıkım, elle yıkım veya patlatmalı yıkım gibi yöntemlerden en güvenlisi seçilmelidir. Güngören'deki gibi dar sokaklarda genellikle makaslı iş makineleri ile yukarıdan aşağıya doğru kat eksiltme yöntemi uygulanır.
    7. Çevre Binaların Güvenliği: Yıkılacak binanın bitişiğindeki yapıların yapısal durumları analiz edilmeli, gerekiyorsa bu binalara geçici destekler (iksa sistemleri veya payandalar) kurulmalıdır.
    8. Toz ve Gürültü Kontrolü: Yıkım esnasında çevreye zarar verilmemesi için sulama sistemleri aktif tutulmalı ve güvenlik perdeleri çekilmelidir.
    9. Güngören’deki olayda binanın yıkım hazırlıkları aşamasında, henüz yıkım başlamadan kendiliğinden çökmesi, yapının "kendi ağırlığını bile taşıyamayacak derecede" yıpranmış olduğunu kanıtlamaktadır.


      Sorumluluk Zinciri: Müteahhit, Denetçi ve Yerel Yönetimlerin Rolü

      Kontrolsüz çökmelerin ardından kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında hukuki sorumluluk süreci gelmektedir. Bir kentsel dönüşüm projesinde yıkım esnasında veya hazırlık aşamasında meydana gelen kazalarda sorumluluk tek bir tarafa yüklenemez; çok yönlü bir sorumluluk zinciri söz konusudur.

      Sorumlu Taraf Görevi ve Sorumluluk Alanı İhmal Durumundaki Sonuçlar
      Yüklenici (Müteahhit / Yıkım Firması) Yıkım planını hazırlamak, iş güvenliği önlemlerini almak ve çevre binalara zarar vermeyecek yöntemleri uygulamak. Yanlış yıkım tekniği seçimi, güvenlik perdesi eksikliği veya yetersiz destekleme nedeniyle cezai ve hukuki yaptırımlar.
      Fenni Mesul / Şantiye Şefi Yıkım işlemlerinin hazırlanan projeye ve iş sağlığı güvenliği kurallarına uygun olarak yürütülmesini bizzat sahada denetlemek. Teknik denetim eksikliği, işçilerin hatalı yönlendirilmesi durumunda mesleki ve hukuki sorumluluk.
      Belediye / Yerel Yönetim Yıkım ruhsatı vermeden önce projeyi incelemek, yıkım öncesi çevre güvenliğinin alındığını teyit etmek ve sahayı periyodik kontrol etmek. İhmali görülen durumlarda idari soruşturma, ruhsat iptali ve tazminat yükümlülükleri.

      Sizlerin de bildiği gibi, adaletin tesisi ve gelecekteki faciaların önlenmesi için bu zincirin her bir halkasının eksiksiz denetlenmesi hayati önem taşımaktadır.


      Deprem Beklentisi ve İstanbul’un Kentsel Dönüşüm Hızı

      Marmara Bölgesi'nde gerçekleşmesi beklenen büyük deprem, İstanbul’daki kentsel dönüşüm çalışmalarının üzerindeki baskıyı her geçen gün artırmaktadır. Bilim insanlarının ve sismologların uyarıları doğrultusunda, İstanbul’un yapı stokunun 2030 yılına kadar büyük oranda yenilenmesi gerektiği belirtilmektedir. Ancak bu "acele" dönüşüm süreci, bazen mühendislik standartlarının göz ardı edilmesine veya aceleyle yapılan kontrolsüz yıkımlara yol açabilmektedir.

      Güngören'de yaşanan son çökme olayı, bizlere dönüşümün sadece "hızlı" değil, aynı zamanda "güvenli" yapılması gerektiğini bir kez daha hatırlatmıştır. Eğer bir bina yıkım hazırlığındayken kendiliğinden çökebiliyorsa, bu durum şehrin altındaki deprem saatinin ne kadar hızlı çalıştığının en somut göstergesidir. Yıkılmak üzere bekleyen binaların olası bir mikrosismik hareketlilikte veya sokağın üzerinden geçen ağır bir tonajlı aracın yarattığı titreşimle dahi çökebileceği gerçeği, tüm yetkilileri teyakkuza geçirmelidir.


      Bitişik Binaların Tahliyesi ve Sosyal Boyut: Mağduriyetler Nasıl Giderilecek?

      Güngören Merkez Mahallesi'nde yaşanan olay, sadece yapısal hasarlarla kalmamış, aynı zamanda ciddi bir sosyal mağduriyeti de beraberinde getirmiştir. Olay anında can kaybı yaşanmamış olması sevindiricidir; fakat zarar gören iki binanın tahliye edilmesi nedeniyle onlarca aile evsiz kalmıştır.

      İlginç bir tesadüf olarak, tahliye edilen bu komşu binaların da zaten kentsel dönüşüm programında olduğu ve yaklaşık bir ay sonra boşaltılarak yıkılacağı öğrenilmiştir. Ancak plansız gelişen bu çöküş, sakinlerin eşyalarını dahi alamadan dışarı çıkmalarına neden olmuştur. Güngören Belediyesi, evleri zarar gören vatandaşlara geçici barınma imkanları sunarken, acil ihtiyaçların karşılanması için sosyal yardım ekiplerini devreye sokmuştur.

      Bahattin Kuş’un dile getirdiği "üniversite sınavı arifesindeki yeğen" örneğinde olduğu gibi, gençlerin ve ailelerin böylesine hassas dönemlerde yaşadığı psikolojik sarsıntının telafisi de en az maddi hasarlar kadar önem arz etmektedir. Bu süreçte mağdur vatandaşlara sunulacak taşınma yardımı, kira desteği ve eşyaların tahliyesi gibi hizmetler, devletin şefkat elini hissettirmesi açısından elzemdir.


      Yapı Mukavemeti ve "Kendiliğinden Çökme" Fenomeni

      Yapı Mukavemeti ve
      Yapı Mukavemeti ve "Kendiliğinden Çökme" Fenomeni

      Bir binanın iş makinesi darbesi, patlayıcı veya deprem gibi dışsal bir zorlama olmaksızın, kendi ağırlığı altında çökmesine mühendislikte "statik mukavemet yitimi" veya halk arasında "kendiliğinden çökme" denmektedir. Bu durumun arkasında yatan temel teknik nedenler şunlardır:

    10. Donatı Korozyonu (Paslanma): Yıllar boyunca betonun içine sızan nem ve su, taşıyıcı demirlerin paslanarak hacim kaybetmesine ve mukavemetini yitirmesine neden olur. Korozyona uğrayan demir, betonu tutamaz hale gelir.
    11. Betonun Karbonatlaşması ve Sülfat Etkisi: Eski binalarda kullanılan kalitesiz beton, havadaki karbondioksit ile reaksiyona girerek zamanla kireç taşına dönüşür ve mukavemetini kaybeder. Beton adeta un ufak olacak bir kıvama gelir.
    12. Yük Transfer Sınırının Aşılması: Binadaki kolonların taşıma kapasitesi, korozyon ve beton deformasyonu nedeniyle kritik eşiğin altına iner. En ufak bir rüzgar, zemin oturması veya iç duvarların yıkım hazırlığı kapsamında sökülmesi, yük transferini kesintiye uğratarak tüm yapının domino taşı gibi çökmesine neden olur.

    Gelecek Dönem Yol Haritası: İstanbul’da Yıkım Protokolleri Nasıl Güncellenmeli?

    Güngören'de yaşanan olay, İstanbul genelinde uygulanan yıkım protokollerinin revize edilmesini zorunlu kılmaktadır. Güvenli bir kentsel dönüşüm süreci için şu somut adımların atılması önerilmektedir:

  • Bitişik Binaların Zorunlu Ortak Etüdü: Bitişik nizamda yer alan binalardan biri yıkılacağı zaman, sağındaki ve solundaki binaların taşıyıcı sistem analizleri de zorunlu olarak yapılmalıdır.
  • Gelişmiş İzleme Teknolojileri: Yıkım hazırlığı yapılan binaların çevresine hassas sismik ve eğim sensörleri yerleştirilmelidir. Yapıdaki en ufak bir milimetrik sapmada uyarı sistemi devreye girmeli ve çevre binalar saniyeler içinde boşaltılabilmelidir.
  • Yıkım Öncesi Destekleme Şartı: Mukavemeti zayıf olduğu tespit edilen eski yapılarda, yıkım başlamadan önce yan binalara destek sağlayacak çelik konstrüksiyon payandaların kurulumu yasal bir zorunluluk haline getirilmelidir.
  • Eğitimli Yıkım Operatörleri: Yıkım işlerinde çalışacak iş makinesi operatörlerinin kentsel dönüşüm sahalarına özel, zorunlu bir eğitim ve sertifikasyon sürecinden geçirilmesi sağlanmalıdır.

  • Uzman Görüşleri: Güvenli Dönüşüm İçin Yapılması Gereken Reformlar

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Deprem ve Yapı Güvenliği Uzmanı Dr. Murat Yalçın, bitişik nizam yapıların yıkımındaki tehlikelere dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:

    "İstanbul’un Merkez Mahallesi gibi dar ve bitişik nizam sokaklarında çalışmak cerrahi bir operasyon gibidir. Bir hastayı ameliyat ederken yanındaki organlara zarar vermemek için nasıl azami özen gösteriliyorsa, bir binayı yıkarken de yanındaki yapılara aynı hassasiyetle yaklaşılmalıdır. Güngören’de yaşanan olay ucuz atlatılmıştır; fakat bu durum bir sonraki kazanın da can kaybı olmadan atlatılacağı anlamına gelmez. Bizlerin önerisi, bitişik nizam blok yıkımlarının ada bazlı yapılması veya yıkım esnasında yan binaların geçici olarak tamamen boşaltılmasıdır."

    Şehir Plancısı Selin Aksoy ise kentsel dönüşümün sosyal adalet boyutuna değinerek, "Binaları dönüştürürken insan hayatını ve konforunu merkezimize almalıyız. Sınav dönemindeki bir öğrencinin veya yatalak bir hastanın hakkı, müteahhitlerin hız kaygısına kurban edilmemelidir," şeklinde konuştu.


    Sonuç: Can Güvenliği ve Kentsel Dönüşüm Dengesi

    İstanbul, tarihinin en büyük kentsel dönüşüm projelerinden birini yürütürken, her şantiyenin aslında potansiyel bir risk alanı olduğunu unutmamalıyız. Güngören Merkez Mahallesi Özyurt Sokak'ta yaşanan 5 katlı binanın kendiliğinden çökmesi olayı, kentsel dönüşümün sadece yeni binalar inşa etmekten ibaret olmadığını, asıl zorluğun eski ve çürük yapıları çevreye zarar vermeden ortadan kaldırmak olduğunu açıkça göstermiştir.

    Sizler de yaşam alanlarınızı dönüştürürken, sadece kendi binanızın güvenliğini değil, komşularınızın ve mahallenizin güvenliğini de göz önünde bulundurmalısınız. Denetimlerin sıklaştırılması, yıkım mevzuatının harfiyen uygulanması ve bilimsel mühendislik yöntemlerinden sapılmaması durumunda kentsel dönüşüm, şehirlerimizi depreme karşı koruyan gerçek bir kalkınma hamlesine dönüşecektir. Unutmayalım ki, hiçbir ticari kazanç veya hız kaygısı, tek bir insanımızın can güvenliğinden daha kıymetli değildir.


    Sıkça Sorulan Sorular (SSS)

    1. Güngören'deki bina çökmesi olayında can kaybı veya yaralı var mı?

    Hayır, 14 Haziran 2026'da Güngören Merkez Mahallesi Özyurt Sokak'ta meydana gelen 5 katlı bina çökmesinde şans eseri herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmamıştır. Binanın olay öncesinde kentsel dönüşüm amacıyla boşaltılmış olması olası bir faciayı önlemiştir.

    2. Çöken binanın yanındaki komşu binalar neden tahliye edildi?

    Çöken binanın bitişik nizam olması sebebiyle, çökme esnasında yanındaki iki binanın kolonları, taşıyıcı sistemleri ve dış duvarları ağır darbe alarak hasar görmüştür. Belediye ve emniyet ekipleri, bu binaların yıkılma riskine karşı tedbiren içeride yaşayan vatandaşları ve esnafları hızlıca tahliye etmiştir.

    3. Hasar gören yan binaların akıbetti ne olacak?

    Zarar gören ve tahliye edilen iki binanın da halihazırda kentsel dönüşüm programına dahil olduğu ve yaklaşık 1 ay sonra normal şartlarda da boşaltılıp yıkılacağı öğrenilmiştir. Yaşanan hasar nedeniyle bu binaların tahliye ve yıkım süreçleri öne çekilmiştir.

    4. Bitişik nizam yıkımlarda müteahhitlerin alması gereken en önemli önlemler nelerdir?

    Müteahhitler yıkım öncesinde yan binaların yapısal durumunu incelemeli, yıkım esnasında yanal destek gücünü koruyacak iksa veya payandalama sistemlerini kurmalı ve yıkımı kat kat, yukarıdan aşağıya doğru kontrollü makinelerle gerçekleştirmelidir.

    5. Eski binalar yıkım başlamadan neden kendiliğinden çökebilir?

    Yıllar içinde betonun özelliğini kaybetmesi (un ufak olması), taşıyıcı demirlerin korozyona (paslanmaya) uğrayarak incelmesi ve yapının statik dengesinin bozulması nedeniyle, binalar kendi ağırlıklarını dahi taşıyamayarak kendiliğinden çökebilmektedir.

    6. Kentsel dönüşüm yıkımlarında çevre sakinlerinin hakları nelerdir?

    Yıkım yapılacak binaya bitişik olan yapılarda oturan vatandaşlar, yıkım firmasının gerekli güvenlik önlemlerini almasını talep etme hakkına sahiptir. Olası bir hasar durumunda zarar tespit davası açabilir, belediyeye şikayette bulunabilir ve geçici barınma veya kira yardımı gibi sosyal desteklerden yararlanabilirler.

    Bir Yorum Yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Benzer Yazılar